Sayfalar

127 ) 10 KASIM ....

   1 Haziran 1938,Savarona

 Atatürk, 1938 Şubat'ında, apansızın verdiği bir kararla çevresini toparlayıp Yalova'ya gitti. Banyo mevsimi değildi. Yanındakiler, Paşa'nın gizli bir derdi olduğunu anlamışlarsa da ne olduğunu elbette anlayamadılar.. Ancak, bildikleri, onun gizli, fizyolojik bir acı içinde kıvrandığıydı. Çevresi büyük bir merakla onu kolluyordu. Paşa, bir gün Kaplıcalar Genel Müdürü Dr. Nihat Reşat Belger'i çağırarak, tepeden tırnağa muayeneden geçti. Eski Sağlık İşleri Bakanı olan Doktor, Paşa'nın karaciğerinin büyümüş olduğunu bildirdi..
   Atatürk, hemen İstanbul'dan Dr. Neşet Ömer'i çağırttı. O da, yaptığı muayene sonucunda karaciğerin dört parmak büyümüş olduğunu saptadı. Bu durum, Paşa'nın çevresini iyice kaygılandırdıysa da Paşa, derin kaygılarını onlara göstermemeye çalıştı. Yalnız, Paşa'nın çevresindeki görevli doktorlar, gerekli sağlık rejiminin üstüne eğildiler.Hemen, önlemlerini aldılar.Evet, Atatürk rejime konulacaktı !.. Ancak, Paşa, doktorlarla alay edercesine, koydukları rejime ters işler yapıyordu. Neden böyle yaptığına değin hiçbir dost eleştirisine de katlanamıyordu..



   Serin bir vapur yolculuğundan sonra, Ali Fuat Paşa'nın eşliğinde İstanbul'a vardığında, Park Otel'e gitmek istedi. Orada sofra, camekana yakın bir yerde kurulmuştu. Şubat gecesinin bütün soğukluğu camlardan içeri sızıyordu. Yemek boyunca Kılıç Ali, Paşa'nın arkasında oturduğundan, sırtı ve omuzları soğuktan tutuldu. Dolmabahçe Sarayı'na dönülüp de yatıldığında, Paşa'nın ateşi yükselmeye başladı. Sabah uykudan uyandığında, derecesi 38 idi..Bütün çevresi, o gece Park Otel'de soğuk aldığını sanıyordu. Bu ateşin, hasta karaciğerinden geldiğini düşünmek, ne Paşa'nın, ne de çevresindekilerin aklından geçiyordu. Yüksek ateş birkaç gün sonra geçmekle beraber, Atatürk, birkaç gün yatakta dinlenmek zorunda kaldı. Kendisini iyi hisseder hissetmez de hemen Ankara'ya dönülmesini istedi. Trende onu uğurlamaya gelenlerin hemen hepsi, derin bir üzüntü içindeydi. Paşa, on gün öncekine göre çok bitkindi. Ayakta zor duruyordu..
   Paşa, Ankara'ya vardıktan sonra da iyiliğe doğru hiçbir adım atmadı. Tersine, daha da  kötüye gitti. Burnu sık sık kanamaya başladı. Karnında ve bacaklarında da sürekli kaşıntılar başlamıştı. Gerek Dr. Neşet Ömer, gerekse Dr. Asım Arar, Atatürk'ü sıkı kontrol altına almışlardı. Her iki uzman doktor, teşhislerini yabancı doktorların teşhisleriyle de desteklemek üzere, İstanbul'dan Dr. Frank ile, Numune Hastanesi'nden cildiyeci bir Alman doktoru Ankara'ya çağırdılar. Gelen uzman doktorlar da aynı teşhisi koydular.
1938 yılının 27 Şubatında, Balkan İttifakı Devletlerinin dışişleri bakanları onuruna, Çankaya'da, Dışişler Köşkünde bir yemek verilmiş, sonra da bir suare veriliyordu. Paşa'nın doktorlarından Asım Arar da eşiyle birlikte akşam yemeğinden sonra verilecek suarede bulunmak üzere köşke gitmişti. Ancak saat 20.00 olduğu halde, hala akşam yemeğine başlanmamıştı. Sofra kurulmuş bekliyordu. Atatürk ortalarda yoktu.O gelmeyince
yemeğe başlanamıyordu..Oysa Atatürk, bu gibi toplantılara dakikası dakikasına gelmekle ün salmıştı. Doktor bunun nedenini yaverlerden öğrendi : Paşa'nın burnu kanamış, bir türlü dindirilememişti. Dindirildikten sonra, bu defa sararmış bir yüz, yorgun bir ruh, bitkin bir gövdeyle, köşkten çıkabilmişti. Asım Arar bunu işitince birdenbire kafasında bir şimşek çaktı : Aylardan beri süren bu burun kanamaları, karın, bacak kaşıntıları, son günlerdeki aşırı yorgunluklar, bitkinlikler, bu şimşek aydınlığında renk aldı, bir anlam kazandı. Siroz !..  
Salona çıkmış olan bakanlar arasında İçişleri Bakanı gözüne ilişti. Hemen, bu eski arkadaşına yaklaşarak şöyle fısıldadı : "Şükrü Beyefendi ; size hem İçişleri Bakanı hem de bu yurdun değerli bir bireyi olarak çok önemli, ağır bir şeyden söz edeceğim !.. Atatürk çok ağır ve tehlikeli bir hastalığın başlangıcındadır. Öyle sanıyorum ki şimdiden önlem almak işini umursamayacak olursak, maddi ve manevi sorumluluğumuz büyük olur". Dağ gibi bir kaygının üstüne geldiğini anlayan Şükrü Kaya, hemen doktora ; "Gel, seni Celal Bey'e götüreyim " dedi..Birlikte başbakanı aradılar. Onu, bir pencerenin önünde Yugoslavya Dışişleri Bakanı Stoyadinoviç ile konuşurken buldular. Şükrü Kaya, doktoru göstererek, Celal Bayar'a : "Bakın : Asım önemli bir şeyden bahsediyor ! Kendisini dinlemenizi rica ederim" dedi. Başbakan, Stoyadinoviç'den özür dileyerek ayrıldı. Biraz ötede ayakta doktorun dediklerini dinlemeye başladı. Dinledikçe, Bayar derin bir üzüntüye kapılıyor, bu, yüzünün çizgilerinden kolayca anlaşılıyordu. "Ne yapalım ?" diye sordu. "İzlenecek bir yol var. O da Atatürk'ü ciddi bir muayeneden geçirmek ; ondan sonra da duruma göre düzgün bir tedavi sayesinde kurtarmaya çalışmak ; özellikle rakı içmesini engellemek ! Bunun için de, düşünceme göre, biricik çözüm, bir yabancı uzman getirterek onun da yardımıyla tedavi işini düzenlemek"..



   Bundan birkaç gün sonra, Başbakan telefonla Asım Arar'ı arayarak, işi Atatürk'e açmış olduğunu söyledi. Ancak, Paşa, yabancı uzman getirtilmesini istememiş, yerli uzmanlardan oluşan bir sağlık kurulunca bir konsültasyon yapılmasını istemişti. Bunun üzerine Sağlık Bakanı Dr. Hulusi Alataş'ı bularak bir Danışma Kurulu düzenlediler. Sağlık Kurulunun uzman üyeleri şunlardı : Prof. Neşet Ömer, Prof. Akil Muhtar, Prof. Nihat Reşat Belger, Dr. Hüsamettin Kural, Dr. Naki Ziya Yıldırım ve Dr. Asım Arar..
   Atatürk, 6 Mart 1938 günü, Konsültasyon Kurulunu kabul edeceğini bildirdi.Çankaya Köşküne giden Kurul kitaplıkta toplanarak inceleyecekleri konu üzerine konuştular.Sonra, yukarıdaki salonda oturan Atatürk'ün yanına gittiler. Koyu renk bir ropdöşambr giymiş olarak kanepede oturmaktaydı. Eski Başbakan İsmet Paşa da kanepede, yanı başında oturuyordu. Bu kalabalık uzmanlar, profesörler, doktorlar topluluğunu gören Paşa, "Korkunç !" demekten kendini alamadı. Doktorlar hemen muayeneye girişerek , Paşa'nın gövdesini inceden inceye taradılar. Sağ ayağının bileğinde hafif bir ödem buldular. Karaciğerinde daha önce tespit edilen büyüme biraz daha artmıştı ve büyüme devam ediyordu..
   Konsültasyondan sonra bir kez daha kitaplığa çekilen Kurul, yarım saat görüşüp konuştular, tartıştılar ve sonunda Ata'nın hastalığına parmak bastılar : Hastalık, karaciğer atrofik sirozu idi. Kısacası amansız bir hastalığın pençesindeydi..
   Asım Arar'ın yazdığı rapor, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğine sunuldu. Bütün Kurul üyelerinin birer birer imzaladıkları raporu, Atatürk'ün katında okuma görevi Asım Arar'a verildi. Kurul hep birlikte Ata'nın katına gitti. Atatürk yine salonda, İnönü ile oturuyordu. Atatürk Asım Arar'a, kulağı az işiten İnönü'yü göstererek, "Yüksek sesle oku da işitsin !" dedi..Asım Arar, bunun üzerine okumaya başladı. Atatürk, ara sıra başını sallıyor, hiçbir şey demeden dinliyordu. Sıra alkollü içkilerin kullanılmasına gelmişti. Atatürk, bu sırada biraz gülümsedi : "Bu içki yasağı ne zamana dek sürecek ? " diye sordu. "Yine böyle bir kurul toplanıp içki kullanmakta sakınca olmadığına karar verinceye dek !" Bunun üzerine Paşa'nın yüzündeki gülümseme silindi. Doktorların hepsine teşekkür ettikten sonra, başıyla, çıkmalarına izin verdi.
Doktorlar çıkıp gittikten sonra, İsmet İnönü'ye şöyle dedi : " Bunların hiçbiri bir şeyden anlamıyor ! Ben rakı içmek için söylemiyorum. Gerekirse yine içmeyeceğim. Ancak, bunlara hastalığımın rakı ile hiçbir ilgisi olmadığını da kanıtlayacağım !.."
Atatürk, bu meydan okumasına karşın, ölünceye dek dokuz ay boyunca hiç içki içmeyecek, sıkı bir kontrol altında tutulacaktı..
Kasım'ın sekizinci günü, Kılıç Ali ile Dr. Abravaya, nöbetçi olarak pembe odada oturuyorlardı. Sabah olmak üzereydi. Bu sırada Paşa'nın berberi koşarak onların yanına geldi. Atatürk'e fenalık geldiğini, kustuğunu söyledi. Çırpınıyordu. Demek ki hasta kusma dönemine girmişti. Tehlikenin çan çaldığını anlayarak yerlerinden fırladılar. Kılıç Ali hemen gidip Hasan Rıza'yı uyandırdı. Dr. Neşet Ömer'e de adam saldı..
Abravaya, Kılıç Ali, Hasan Rıza, hastanın odasına girdiklerinde şöyle bir durumla karşılaştılar : Atatürk yatağının içinde doğrulmuş, iki eliyle yanlara dayanıyor, ağzına tutulan tasa kusabilmek uğruna sonsuz bir çaba harcar görünüyordu. Bu sıkıntının etkisiyle de durmadan, "Hay Allah kahretsin !" diye söyleniyordu. Bu sırada gözlerini Hasan Rıza ve Kılıç Ali'ye çevirdi : "Saat kaç ?" dedi. Hasan Rıza : "Efendimiz !" dedi. Atatürk diline dolamıştı ; durmadan yinelemeye başladı. O soruyor, Hasan Rıza da bıkıp usanmadan "Efendimiz" diye yanıtlıyordu. Paşa, birden kendini sırt üstü yatağa attı. Kendini yatağa bırakmasıyla da korkunç bir titremeye tutuldu.Zangır zangır titriyor, dişleri birbirine vuruyordu. 
Hastanın bu durumunu durdurmak üzere, Dr. Neşet Ömer'le Dr. Abravaya, hemen davranıp gerekli tedaviye başladılar. Neşet Ömer, Paşa'ya "dilinizi göreyim Efendim !" dedi. Hasta, dilini yarıya dek dışarı çıkardı. Neşet Ömer, "biraz daha Efendim" deyince, Atatürk, gözlerini ona dikerek baktı ve "Vealeykümüsselam" diyerek komaya girdi. Hastanın harareti 36,5 ; nabzı 100 ; soluması 22 idi. Böylece 8/9 Kasım gecesini çok tedirgin, ancak acısız geçirdi.9 Kasım da sakin geçti ama gece yarısına doğru hastanın yaşamının sonuna geldiği çıplak gözle görülüyordu. Harareti 37,5 ; nabzı 132 ; soluması 33 idi..
10 Kasım Perşembe günü, bütün sevdikleri, hastanın odasını paylaşmışlardı. Hepsinin yüzü, gözyaşlarından ıslaktı. Mendiller sırılsıklamdı. Artık, gözyaşlarını saklamak bir erdem değildi.
Hasan Rıza, bu sırada, sonsuz acı içinde yanı başında dikilen Kılıç Ali'ye : "Kılıç, bak ; koskoca bir tarih göçüyor" dedi. Odadakilerin gözleri, Nuri Conker'in Atatürk'e armağan ettiği, güzel fosforlu, dört köşe masa saatine kaydı : Saat, dokuzu beş geçiyordu !...




        

1 yorum:

alexandra dedi ki...

ağlayarak okudum...

Hürriyet

KAYNAK OLARAK KULLANDIĞIM KİTAPLAR..
-------------------------------------------------------
1.DEVLET-İ ALİYYE.I...HALİL İNALCIK 2.OSMANLILAR..HALİL İNALCIK
3.İMP.'UN EN UZUN YÜZYILI..İLBER ORTAYLI
4.SON İMP. OSMANLI..İLBER ORTAYLI
5.TARİHİN IŞIĞINDA..İLBER ORTAYLI
6.OSM. TOPLUMUNDA AİLE..İLBER ORTAYLI
7.OSM.'YI YENİDEN KEŞFETMEK..İ.ORTAYLI
8.BATILILAŞMA YOLUNDA..İLBER ORTAYLI
9.OSMANLI TARİHİ..A.DE LAMARTINE
10.OSMANLI..CAROLİNE FİNKEL
11.OSM.İMP.TARİHİ..NICOLEA JORGA
12,BÜYÜK TÜRK..NICOLEA JORGA
13.YENİLMEZ TÜRK...NICOLEA JORGA
14.TÜRKİYE TARİHİ..ED.SİNA AKŞİN
15.OSM.DÜNYASI VE İNSANLARI..GÜLGÜN ÜÇEL
16.OSMANLI ORDUSU..GÜLGÜN ÜÇEL-AYBET
17,BU MÜLKÜN SULTANLARI..NECDET SAKAOĞLU 18.YENİÇERİLER..REŞAT EKREM KOÇU
19.SON PADİŞAH..YILMAZ ÇETİNER
20.SORULARLA OSM. ..ERHAN AFYONCU
21. SOKOLLU ...RADOVAN SAMARCIC
22. OSM.İMP.TARİHİ...A.CEVDET PAŞA
23. OSM.GERÇEĞİ..ERDOĞAN AYDIN
24. FATİH VE FETİH..ERDOĞAN AYDIN
25.KADINLAR SALTANATI..A.REFİK ALTINAY
26.DOĞU'YA BAKIŞ..GERALD MACLEAN
27.AT SIRTINDA ANADOLU..FREDERIC BURNABY
28.ABDÜLMECİD..HIFZI TOPUZ
29.ŞAH SULTAN ..İSKENDER PALA
30.FLORANSA BÜYÜCÜSÜ..S.RUSHDIE
31.TARİHİMİZLE YÜZLEŞMEK..EMRE KONGAR
32.PARİS'TE BİR OSM.SEFİRİ..ŞEVKET RADO
33.TARİHİN SAKLANAN YÜZÜ..ÇETİN ALTAN
34.OSM.İMP.'DA SON 300 YIL..ALAIN PALMER
35.KONSTANTİNİYYE..PHİLİP MANSELL
36.TÜRKİYE'NİN SİYASİ İNTİHARI..CENGİZ ÖZAKINCI
37.BU VATAN BÖYLE KURTULDU..EROL MÜTERCİMLER
38.16.YÜZYILDA İSTANBUL..METİN AND
39. ERKEN MODERN OSMANLILAR.. VIRGINIA H. AKSAN-DANIEL GOFFMAN
40."POPÜLER TARİH" VE "NTV TARİH " DERGİLERİ
41.İKİNCİ ADAM..Ş.SÜREYYA AYDEMİR
42.HAYAT..AYŞE KULİN
43.DEVRİM VE DEMOKRASİ..NUMAN ESİN
44.BİR NUMARALI TANIK..KURTUL ALTUĞ
45.İHTİLALİN MANTIĞI..Ş.S.AYDEMİR
46.KUTSAL İSYAN...HASAN İZZETTİN DİNAMO
47.KUTSAL BARIŞ...HASAN İZZETTİN DİNAMO
48.ÇÖL KRALİÇESİ...JANET WALLACH
49.YÖNETMENLER,FİLMLER,ÜLKELER..A.DORSAY
50.AY HIRSIZI...SUNAY AKIN
51.ONLAR HEP ORADAYDI...SUNAY AKIN
52.KULE CANBAZI...SUNAY AKIN
53.LÜZUMSUZ BİLGİLER ANSİKLOPEDİSİ..TAMER KORUGAN
54.PRENS..NİCCOLO MACHİAVELLİ
55.İSTANBUL'DA BİR ZÜRAFA..SUNAY AKIN
56.KIZ KULESİNDEKİ KIZILDERİLİ..S.AKIN
57.AH BEYOĞLU,VAH BEYOĞLU..SALAH BİRSEL
58.İSTANBUL-PARİS..SALAH BİRSEL
59.YAVUZ'UN KÜPESİ..ERHAN AFYONCU
60.OSMANLI PADİŞAHLARININ HAYAT HİKAYELERİ...YILMAZ ÖZTUNA
61.BİZİM DİPLOMATLAR..BİLAL N.ŞİMŞİR
62.KİM VAR İMİŞ BİZ BURADA YOĞ İKEN..CEMAL KAFADAR
63.RÜZGARIN GÖLGESİ..CARLOS RUIZ ZAFON
64.MELEĞİN OYUNU..CARLOS RUIZ ZAFON
65.ORTA DOĞU..TAYYAR ARI
66.ABD-ORTA DOĞU-TÜRKİYE..HALUK GERGER
67.ORTA DOĞU.. BERNARD LEWIS
68.ON BİR CUMHURBAŞKANI ON BİR ÖYKÜ.. CÜNEYT ARCAYÜREK
69.ÖFKELİ YILLAR...ALTAN ÖYMEN
70.ATATÜRK'TEN SONRA BUGÜNLERE NASIL GELDİK ?..CÜNEYT ARCAYÜREK
71.ÇANKAYA...CÜNEYT ARCAYÜREK
72.DEMOKRASİNİN İLK YILLARI..C.ARCAYÜREK
73.YENİ İKTİDAR,YENİ DÖNEM..C.ARCAYÜREK
74.BİR İKTİDAR,BİR İHTİLAL..C.ARCAYÜREK
75.NEREDEYSE BİR BALİNA..STEVE JONES
76.MOSSAD GİZLİ TARİHİ...GORDON THOMAS
77.BARIŞA SON VEREN BARIŞ...DAVID FROMKIN
78.SULARIN GETİRDİĞİ PADİŞAH..CAHİT ÜLKÜ
79.TANK SESİYLE UYANMAK..HASAN CEMAL
80.BİR MANİNİZ YOKSA.. ...AYFER TUNÇ
81.ALATURKAFRANKA..ERCAN ÇİTLİOĞLU
82.SUÇUMUZ MÜKEMMEL OLMAK..S.DUMAN
83.DARBE...STEPHEN KINZER
84.ÖZAL HİKAYESİ..HASAN CEMAL
85.TURGUT NEREDEN KOŞUYOR ? ..E.ÇÖLAŞAN
86.YEDİ TEPE ANADOLU...ALİ CANİP OLGUNLU
87."K", "DERBEDER BİR KAHİN"...CANSU YILMAZÇELİK
88.LATİFE HANIM...İPEK ÇALIŞLAR
89."K",YIKIK BİR SARAYDIR DÜNYA..PERİHAN ÖZCAN
90.BEYAZ PERDEDE KIRMIZI FİLMLER.. ATİLLA DORSAY
91.TEK ADAM..Ş.SÜREYYA AYDEMİR
92.DAHİLER VE AŞKLARI...ÖZCAN ERDOĞAN
93.HAYATIM KİTAP..YAŞAR AKSOY
94.BOĞAZİÇİ ŞINGIR MINGIR..SALAH BİRSEL
95.BİR EKONOMİK TETİKÇİNİN İTİRAFLARI...JOHN PERKİNS
96.CUMHURİYET TARİHİ YALANLARI 1. VE 2. CİLT...SİNAN MEYDAN
97. KOMPLO TEORİLERİ..EROL MÜTERCİMLER
98.ÖNCE KADINLAR VE ÇOCUKLAR..SUNAY AKIN
99.BİR ÇİFT AYAKKABI..SUNAY AKIN
100. BENİM CUMHURİYET'İM..EMİNE UŞAKLIGİL
101.DARAĞACINDA ÜÇ FİDAN..NİHAT BEHRAM
102.NEREYE..CAN DÜNDAR
103.İSTANBUL'DAN SAYFALAR..İLBER ORTAYLI
104.BİZİM İZMİRİMİZ..MELİH GÜRSOY
105.GİZLENEN TARİH..BRİAN HAUGHTON
106.BERGAMA DÜŞLERİMİN ŞEHRİ,İZMİR SEVDAM..SELAHATTİN TURAL
107.GÖLGEDEKİLER..CAN DÜNDAR
108.KIRMIZI BİSİKLET..CAN DÜNDAR
109.YAKAMDAKİ YÜZLER..CAN DÜNDAR
110.GEÇMİŞ AYRINTIDA SAKLIDIR..CEMİL KOÇAK